Tarihi Eserler Antalya

15 Mayıs 2013 Çarşamba

           

.

Hadrian Kapısı Antalyadaki tarihi yapılardan en iyi korunmuşlarında birisidir. Bir Roma eseri olan yapı, İ.S. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrian adına yapılmıştır. Zamanla şehir surları kapının dış kısmını kapatmış ve kapı uzun yıllar kullanılmamıştır. Eserin günümüze değin yıkılmadan gelebilmesinin bir nedeni belki de budur. Sur kalıntılarının yıkılması ile kapı ortaya çıkarılmıştır. Pamfilyanın en güzel kapısı olarak kabul edilmektedir. Üst kısımları kubbe şeklinde üç açıklık vardır. Sütunları hariç tamamen beyaz mermerden yapılmıştır. Oyma ve kabartma süslemeleri çok güzeldir. Kapının orijinali iki katlıdır. Üst kat hakkında yeterli bilgimiz yoktur.

Kapının iki tarafında, kapı ile aynı zamanda yapılmadığı bilinen iki kule vardır. Bunlardan güneydeki Julia Sancta kulesi olarak bilinir ve bir Hadrian devri eseridir. Süslemesiz blok taşlardan yapılmıştır. Kuzeydekinin ise alt kısımları antik çağa ait olup üst kısmı Selçuklular zamanında kalmadır. Kapının önünde durup birkaç saniyelik bir değerlendirme yapınız. Bir yanda modern Antalyanın çift sıra palmiyelerle ikiye ayrılmış Atatürk Caddesi. Kapının arkasında eski Antalya . Geçmişle günümüz arasında Pamfilyanın en güzel kapısı. Bu kapının iki yanında ise iki ayrı çağ ve medeniyetin eseri kuleler Çağlar ve medeniyetlerin uyum içinde birbiri ile pek çok yerinde görülebilen ilginç bir özelliktir.

Andriake (Demre, Kale) Myranın 3 Km. güneyindedir. Tarihi Myra ile aynı zamana aittir. Myranın liman kenti olarak kurulmuştur. Su yolları, gözetleme kulesi, şehir duvarları+, granarium (hububat depoları), agora ve antik limanı günümüzde görülmeye değer yapılardır.

Kyaenai (Yavu, Yavı)

Finike-Kaş karayolu üzerindeki Yavu köyünün 2 Km. kuzeyindedir. Kyaenai antik kentine ulaşmak için karayolundan 200 M yükseklikteki tepeye 45 dakika kadar tırmanak gerekir. Kent çevreye tamane egemen bir konumdadır. Ne zaman kurulduğu tam olarak bilinmeyen bu Likya kentinin varlığını İ.S. X. Yüzyıla kadar koruduğu sanılmaktadır. Tiyatrosu, Akropolu ve Nekropolu ile görülmeye değer bir kenttir. Roma devrinden kalma Sarkofajların çokluğu nedeniyle sanki bir Sarkofajlar kenti görünümündedir.

Theimiussa (Üçağız)

Kyaenaiden sonra Kaş yönüne giden yoldan Üçağız işaretinden güneye dönülür. Halen yapımı sürdürülen ve ancak araziye uygun araçlarla gidilebilen yol 18 Kmdir. Üçağıza ayrıca deniz yolu ile Demre ya da Kaştan da gelmek mümkündür. Üçağıza gelindiğinde eşine ender rastlanır bir doğa-tarih senaaai ile karşılaşılır. Theimiussa Antik kentinden günümüze bazı taş mezar ve duvar artıkları kalmıştır. Antik kalıntıların bir kısmı sular altındadır.

Simena (Kale) Simenaya Üçağızdan deniz yolu ile ulaşılır. Tarih, deniz ve güneşin kelimenin tama anlamıyla birbirine karıştığı ve kaynaştığı bir güzelliğe sahiptir. Kale Masmavi ve pırıl pırıl Akdeniz sularının altında yatan binlerce yıl öncesinin uygarlık izleri büyüler burda insanı. Kalenin tarihi, Likya devrine kadar bilinmektedir. Burada Likya, Roma ve daha sonraki zamanlara ait yapılar içiçedir. Kayaların oyulması ile oluşturulan tiyatrosu Likyanın en küçük tiyatrolarından birisidir. Surların Roma devrinde yapıldığı ve daha sonraki devirlerde yapıma devam edildiği sanılmaktadır.

Antiphellos (Kaş)

Bugünkü Kaş ilçesinde kurulmuş Likyalılardan kalma bir kıyı kentidir. Phellos Grek dilinde Taşlı Yer anlamına gelmektedir. Gerçekten de bu isim Kaşa çok uymaktadır. Antik kentin iyi korunmuş anıt mezarı ve tiyatrosu görülmeye değer yapılarıdır.

Patara (Kelemiş, Gelemiş, Ovagelmiş)

Kalkan-Fethiye karayolunda, Kalkandan yaklaşık 10 Kmlik Patara yoluna girilir. Akropolde bulunan boyalı seramikler kentin İ.Ö.V. yüzyılda var olduğunu kanıtlamaktadır. Patara, Büyük İskendere kapılarını açmış ve bu olaydan sonra önemli bir liman kenti özelliğini kazanmıştır. Kent ayrıca St. Nicholasın doğum yeri olduğu için de önemlidir. Patara, Büyük İskendere kapılarını açmış ve bu olaydan sonra önemli bir liman kenti özelliğini kazanmıştır. Kent ayrıca St. Nicholasın doğum yeri olduğu için de önemlidir. Pataraya İ.S. 100 yılında yapıldığı sanılan üç gözlü bir kapıdan girilir. En önemli yapılarından birisi kumlar altında kalmış tiyatrosudur.

Hıdırlık Kulesi

Kara Surlarının en güneydeki başlangıç noktasında bulunan alt kısmı kare, üst kısmı silindir şeklinde olan bir kuledir. Antik çağdan kalma bir yapı olup, içinde kare şeklinde büyük bir kütle vardır. Kulenin yapısı son derece sağlamdır. İç yapısının özelliği nedeniyle savunma amacıyla kullanılan ya da işaret ateşi yakılan bir yer olduğu sanılmaktadır.

Kesik Minare Camii

Yapı elemanları incelendiğinde caminin geçmişinin İ.S.II. yüzyıla kadar uzandığı görülür. Bulgular yapının, İ.S.V. yüzyılda mevcut avntik bir tapınak üzerine bazilika olarak yapıldığını göstermektedir. II. Beyazidin oğlu Sultan Korkud tarafından camiye çevrilmiş ve yapıya bir minare eklenmiştir. Minarenin ağaç kısmı XIX. Yüzyılda çıkan bir yangında yanmış ve o zamandan beri Kesik Minare adı yerleşmiştir. Halen harap bir durumda olan eser kullanılmamaktadır. Fakat ziyaretçilere aynı yapı içinde Antik, Bizans ve Selçuklu yapı unsurlarını sunma yönünden eşine ender rastlanır bir kalıntı olarak hizmet vermeye devam etmektedir.

Yivli Minare ve Külliyesi

Kalekapısı semtinde bulunan ve çok sayıda Selçuklu yapıtından oluşan eserler topluluğudur. Külliyede bulunan yapılar şunlardır: Yivli Minare, Yivli Camii, Gıyaseddin aaahüsrev Medresesi, Mevlevihane, Zincirkıran Türbesi ve Nigar Hatun Türbsi.e


Sillyon Antalya-Alanya karayolunun yaklaşık olarak 35 Kmsinden kuzeye dönülür ve 8 Km. sonra Sillyona ulaşılır. Kent düz bir ovada, ovadan bir masa gibi yüksekte duran elips şeklinde bir plato üzerine kurulmuştur. Çevreye tamamen egemen bir konumu vardır. Görüş alanı Akdenize kadar uzanır. Kuruluşu İ.Ö. IV. yüzyıldır. Helen, Roma ve Bizans dönemlerini yaşadığı gibi Selçuklular zamanında da kullanılmış ve yapılan yeni binalarla daha da zenginleştirilmiştir. Stadyum, Gymnasium, kuleler, Selçuklu Mescidi, sahne kısmı kayaların çökmesiyle tamamen kaybolmuş Tiyatro ve spor tesisleri ilginç yapılardan bazılarıdır.

Aspendos Antalya-Alanya karayolunda Seriki geçtikten sonra kuzeye dönülerek 4 Kmlik Aspendos yoluna girilir. Geçmişi İ.Ö.V. yüzyıla kadar uzanır. İ.S.II. yüzyılda yapılan tiyatrosu Selçuklular devrinde kervansaray olarak kullanılmış ve zaman zaman onarılmıştır. Sahnesi ile birlikte günümüze değin en iyi şekilde korunabilmiş nadir tiyatrolardandır. Tiyatro, bir kişiye 0.50 M oturma yeri hesabıyla 7 000 kişiliktir. Orkestra bölümü de ayrıca 500 izleyici alır. Günümüzde çeşitli konser, şenlik, festival ve yağlı güreşlerde kullanılmaktadır. Aspendosda diğer yapıların yanı sıra Agora, bazilika, Nymphaeum ve 15 Km uzunluğunda kemerli su yolları görülmeğe değer yapılardır.

Kaynak: http://www.ezberim.biz

Tarihi Mekanlar

Benzer Konular

0 yorum:

Yorum Gönder